küçük bir atölye,
uzun bir orman
üç kişiyle başladık. otuz altıyla devam ediyoruz.
Bir bavul ipek, bir kutu makas, bir karar. ORMAN böyle başladı. On dört yıl sonra hâlâ aynı atölyede, ama artık daha kalabalık, daha sessiz, daha mevsimliyiz.
üç kişiyle
başladı
2010 yılı, sonbahar. Üç arkadaş: bir tekstil tasarımcısı, bir heykeltıraş, bir botanist. Ortak nokta: çiçekleri seviyorlardı, ama solanlardan değil. Hep canlı kalan birşey istiyorlardı.
Cihangir'in arka sokağındaki taş binanın alt katını kiraladılar. İlk çiçek bir bütün haftada bitti — bir dalında sekiz gül, sekiz farklı pembe tonu. O çiçek bugün hâlâ atölyenin penceresinde duruyor. Hâlâ canlı.
Bugün otuz altı kişiyiz. Onyedi yıl önce başlayan üç kişiden ikisi hâlâ atölyede. Üçüncüsü, Asu Hanım, geçen yıl emekli oldu — ama hâlâ Çarşamba günleri kahve içmeye geliyor.
zaman çizelgesi
İlk atölye, Cihangir
Üç arkadaş ve sekiz tomar ipek. İlk siparişi tanıdık bir gelinden geldi — bir buket lavanta dalı, kuru otlarla karışık. Bugün hâlâ ailenin masasında.
İlk koleksiyon: "Mevsimsiz"
Kış ortasında çıkardık. Bir bahar bahçesi, bir taş kuru otlarıyla. Onbeş düzenleme, hepsi iki günde tükendi.
Üst kata taşındık
Tezgâh kalabalıklaştı. Üst katı da kiraladık — alt kat sergi, üst kat atölye. Hâlâ aynı yerdeyiz.
Atölye kursları başladı
İlk kursumuza dokuz kişi kaydoldu. Bugün her yıl üç ayrı kursumuz var, hepsi dolup taşıyor.
"Orman" konseptli düzenlemeler
Saf çiçek demetlerinden çıkıp manzaralı düzenlemelere geçtik — yosun, kuru dal, vahşi yapraklar. Şimdiki imzamız oldu.
Bugün
Otuz altı çiçek ustası, dört mevsim koleksiyonu, bir orman. Cihangir'in arka sokağı hâlâ buram buram ipek kokuyor.
her çiçek bir nefes.
her demet bir hikaye.
her atölye bir orman.
orman büyümeye devam
Atölyeye gel, kahve iç, çiçek yapmayı öğren. Belki bir gün otuz yedinci ustamız sen olursun.